SAKAL DEYİP GEÇME - Av. Necmi ÖZEN - Kocaeli Büyükşehir Belediyesi - 1.Hukuk Müşaviri Av. Necmi ÖZEN – Kocaeli Büyükşehir Belediyesi – 1.Hukuk Müşaviri

HIZLI DUYURULAR

SAKAL DEYİP GEÇME

SAKAL DEYİP GEÇME

Ocak 10th, 2020
Haberler

Günümüzde yıl başı kutlamalarının baş aktörü uzun sakallı Noel Babadır. Ülkemizde, sakalı, irticanın sembolü olarak gören, onu düşman olarak ilan eden zihniyet, Hristiyan dünyasının sakallı Noel babasını yücelterek kutsallaştırma çabası içine girmiştir.
Yeşilçam filimlerinde de irticanın sembolü olarak gösterilmeye çalışılan sakal, İslam dininde, müslüman erkekler için sünnet olan vecibelerdendir.

VAKTİYLE SAKALSIZLARI ADAMDAN SAYMAZLARDI.
Pr.dr.Ekrem Buğra Ekinci’nin de ifade ettiği gibi erkekler sakal çıkmaya başladığı andan itibaren sakal bırakır, hiç kesmezdi. Sakal bırakmayanlar ayıplanır; hatta alaya alınırdı.
Resmî sicillere vergi ve askerlik mükellefi olmak itibariyle erkekler yazılır; onlar için de sakallı veya şâb-ı emred (tüysüz genç) diye kayıt düşülürdü.

Yavuz Sultan Selim ve Sultan Vahideddin dışında bütün padişahlar sakallıdır. Rivayete göre Yavuz Sultan Selim tahta çıktığında vezirler bu zorlu padişahla ne yapacaklarını düşünmüş. Malum Sultan II. Bayezid mülâyim bir padişah idi. Sonra “Babası gibi onun da sakalını elimize alırız” demişler. Sultan Selim bu sözü işitince sakal bırakmamış. Benzeri Sultan Vahideddin için de anlatılır. O da ağabeyi Sultan Reşad’a benzeyip İttihatçıları sevindirmemek için sakal bırakmamıştı.

Şair Şinasi saçkıran olup sakalını kestirince, Sadrâzam Âli Paşa bunu bahane edip kendisini azletmişti.

Sakala dair çok sayıda tabir vardır:
“Sakalı ele vermek” , “Sakalından utan!”; “Sakalım yok ki sözüm dinlensin!”; “Aslanın
yelesi, erkeğin sakalı!” gibi.

ESKİDEN HAYSİYETTEN DÜŞÜRMEK İÇİN KABAHATLİLERİN SAKALINI TRAŞ EDERLERDİ.

Yeni devirde sakala itibar edilmez oldu.

Sakal diğer cemiyetlerde de yaygındı. 18. asırdan itibaren Avrupa’da erkekler arasında sakal kesme moda oldu. Yine de Avrupa krallarının, soylularının çoğu sakallıydı. Şark Hristiyanları arasında bu âdet devam etti.
Ortodoks papazları ve Yahudi hahamları sakalsız olamaz.

Bizim deli dediğimiz Rus Çarı Piyotr sakal yasağı getirmişti de, en evvel “Sakal-bıyık Allah’ın erkeğe hediyesidir” diyerek oğlu karşı çıkmıştı. Çar çok kızıp oğlunu zindana attırdı. Fikrinden dönmeyen delikanlı kırbaç işkencesi altında öldü. Hayli Rus, sakal kesmemek için vatanını terk etti. Hatta bir grup Osmanlılara sığındı.

Meşhur fıkradır: Birisi kitap okurken “sakalın bir tutamdan uzun olması ahmaklık alâmetidir” diye okumuş. Kendi sakalını tutup uzun görünce, ucunu muma tutmuş. Sakalı tutuşup, yüzü gözü yanmış. Sonra kitaptaki bu cümlenin kenarına “tecrübe ile sabittir” diye yazmış.
Noel Baba veya diğer adıyla Saint Nicholas, bir rahip, kırmızı elbiseli beyaz sakallı kırmızı giysili, çocuklara hediyeler dağıtan efsanevi bir din adamıdır. Beyaz uzun sakallı kırmızı giysili bu rahibi TÜRKİYE çok sevdi. Halbuki biz bin yıl sürecek 28 Şubata kadar irticanın sembolü olarak kabul ettiğimiz, sakala düşmandık. Kamu kuruluşlarında sakallı avlıyorduk. Hele bu sakal dindar ve muhafazakâr birine aitse
devletin temeline dinamit koymakla eş değerdeydi.

28 şubat sürecinde, Ankaradan gelen bir mülkiye müfettişinin Gebze Belediyesinde kaymakamlığa bağlı iki ilçe müdürünü görevlendirmek suretiyle tek tek tüm personeli çağırarak artı eksi koyarak fişlemeleri, sakallı ve başörtülü personeli tesbit etmeleri belediye yetkililerini yargı mercilerinin önüne çıkarmaları İstanbul Organize Suçlarda günlerce yapılan işkenceler, hiç bir zaman unutulmayacaktır. Bu ülkede sakal demek irtica demekti. Sakal, sadece, Yeşilçam filimlerinin üç kağıtçı üfürükçülerine düzenbazlara yakıştırılıyordu. Malesef, ülkemizde, önemli bir kesim için sakalın itibar kazanmaya başlamasında sakalın islamın bir vecibesi olmasından çok NOEL BABA figürü ve batılı moda akımları etkili olmuştur. Sakallı bir din adamının bir rahipte olsa sevilebileceğini gösterdi.

Sakallı Noel Baba figürü, ilk olarak Amerikalı karikatürist Thomas Nast’ın 1863 yılında çizdiği seküler motifli Noel Baba figürünün,1930 yılında Coca Cola firmasının reklam kampanyası için adapte edilerek popüleştirilmesi ile ortaya çıkmıştır. NOEL BABA figüründe Coca Colanın marka rengi kırmızı beyaz kullanılmış ve figür dinselleştirilmiştir. Zaten, hristiyan dünyası kapitalist sistem için katolik kilise yerine protestanlığı ikame etmiştir. NOEL BABA figürü, kapitalistler ile protestanlar için çok önemlidir. Ülkemizde
NOEL BABA figürü bu kadar önemsenmesine rağmen geçmişte ve günümüzde tartışma konusuda yapılmıştır. 20 Aralık 1936 tarihli Son Posta gazetesinde ” Noel geliyor, fakat bundan bize ne? Noelin dini mahiyetinden haberi olmayan bazı aileler o gece evlerinde ağaç dikip süslemeyi ve çocuklarına hediye almayı adet edinmeye başladılar. Hristiyan ilinin icap ettirdiği bu adeti bize bilerek sokmak züppelik, bilmeyerek sokmakta gaflettir. … Kimdir bu Noel Efendi? Yahut kimdir şu uzun sakallı ihtiyar? diyor. Son Posta gazetesinin 1936 tarihli nüshasından anladığımız kadarıyla 1930 lu yıllardan günümüze kadar uzun sakallı ihtiyar ve Noel kutlamaları tartışıla gelmiştir.
Sakala düşman olduğumuz halde sakallı Noel babayı sevdik. Yılbaşı yeni yılın karşılanmasından daha çok Papalık ve Hristiyan alemine ait dini bayramın kutlanmasına dönüşmüştür.

MÜSLÜMANLAR İÇİN İSLAM KİMLİĞİ ÇOK ÖNEMLİDİR.
Kur’an ayetlerinin ve Hz. Peygamber’in sıklıkla üzerinde durduğu en önemli konuların başında Müslümanların fert ve toplum olarak belli bir kimlik kazanmaları, kendi şahsiyetlerini korumaları ve kendilerine güven duymaları olmuştur. Bu itibarla Kur’an, müslümanların müşrik ve gayri müslimlere benzememelerini onları dost edinmemelerini, temel prensiplerden biri olarak kabul etmiştir. Hz. Peygamber de müslümanları, itikadî ve ahlâkî alanda olduğu gibi kılık ve kıyafet, şekil ve merasim yönünden de müşriklere, gayri müslimlere benzememeye davet ve teşvik etmiştir.Bu şekilde peygamber efendimiz Medinede ideal toplumu kurmuştur.

Peygamber Efendimiz: “Bizden başkasına benzemeye çalışanlar bizden değildir. Yahudi ve Hıristiyanlara benzemeyiniz…” buyurmuşlardır. [Tirmizi.isti’zan.7.]

Peygamber (sav) Efendimiz, biz Müslümanların, eski ümmetleri örf-adet, fitne-fesat, isyan, fuhuş ve zina gibi bütün kötü yollarda takip edeceklerini, bir mucize olarak 1430 sene önce bizlere haber vermiştir. Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyrulmaktadır:“Sizler, kendinizden önce geçen milletlerin yoluna karışı karışına, arşını arşınına, tıpa tıp muhakkak uyacaksınız. O dereceye kadar ki, şayet onlar daracık bir keler deliğine girmiş olsalar, siz de muhakkak onlara uyarak oraya gireceksiniz, onlara tabi olacaksınız”. Ebu Sait (ra) diyor ki, Biz: “Ya Resulellah! bu ümmetler Yahudiler ve Hıristiyanlar mıdır? diye sorduk. Peygamber (sav) Efendimiz: “Onlardan başka kim olacak…!” buyurdu. [Buhari.Enbiya.48,Itisam.14.Müslim.ilim.6.]

Peygamber (sav) Efendimizin bu açık mucizesinde haber verdiği batı taklitçiliği bu gün ortaya çıkmıştır.

Yılbaşı gecesi, eğer Hz. İsa (as) in doğduğu gece ise ki, öyle kabul edelim. Bu geceyi Kur’an okuyarak, namaz kılarak, tövbe ve dua ederek geçirmeliyiz. Peygamber (sav) Efendimizin doğduğu gece olan Mevlit Kandilini nasıl değerlendiriyorsak bu geceyi de öyle geçirmeliyiz.

Batı, kapitalizm ve sömürgeciliğin kazandırdığı kirli parayı din kisvesi altında siyonizmin entrikaları ile gençlerimizi zehirlemek için kullanıyor. İslam insanı yaratılmışların en olgunu ve en şereflisi olarak kabul ederken onun asla sömürülemeyeceğini söylüyor. Müslümanların batılılaşma, hristiyan ve yahudilere benzeme hastalığından kurtulmalari için bütün gücümüzle mücadele etmeliyiz.

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN.

Av.NECMİ ÖZEN
KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 1.HUKUK MÜŞAVİRİ

Sevgili Ziyaretçilerimiz, SAKAL DEYİP GEÇME başlıklı yazımızı okudunuz. Bu içerik sizlere yeterli değilse, iletişim sayfamızdan bizlere ulaşarak detaylı bilgi alabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir