CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN PARA, PARA, PARA, ZEKÂT VE İSLAM - Av. Necmi ÖZEN - Kocaeli Büyükşehir Belediyesi - 1.Hukuk Müşaviri Av. Necmi ÖZEN – Kocaeli Büyükşehir Belediyesi – 1.Hukuk Müşaviri

HIZLI DUYURULAR

CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN PARA, PARA, PARA, ZEKÂT VE İSLAM

Mayıs 2020 | Yazar: admin
CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN  PARA, PARA, PARA, ZEKÂT  VE İSLAM
Haberler
0

Para ve iktidar hırsı her türlü savaşın tetikçisidir. Corona virüs de bu savaşın bir tür silahıdır.
Bir savaşı kazanmak için ne gerekir sorusuna para,para para diyerek cevap veren Napolyon Bonapart da parayı, makam, mevki ve iktidarın vazgeçilmez bir vasıtası olarak görmüştür.
İslam ise insana değer vermektedir. Önce insan demektedir. Madde putlaştırılmamıştır. İnsanlık, islamın, bu değer anlayışına susamıştır.
Para, Peygamber efendimizin vefat ettiği günde dahi yanında ve evinde bulunmasını istemediği , derhal elinden çıkarmak istediği, bir an önce kurtulmak istediği dünya malıydı. Para ve servet, yoksulun hissedarı olduğu bir malvarlığıydı.
Peygamber efendimizin vefat ettiği gün, eşi Hazreti Aişe’ nin yanında altı veya yedi dinar ( altın lira ) bulunuyordu. Peyganber efendimiz bu paraları fakirlere dağıtması için eşi Hazreti Aişe’ye vermişti.
Hazreti Aişe peygamberimizin hastalığı ile uğraştığı için bu paraları henüz fakirlere dağıtamamıştı. Peyganber Aleyhisselam eşi Hz.Aişeye paraları ne yaptın fakirlere dağıttınmı diye sordu. Hazreti Aişe: “Hayır ! Vallahi, senin hastalığın beni meşgul etti,oyaladı!” dedi.
Peygamberimiz paraları isteyip getirtti. Avucuna aldı ve ” Allah’ın peygamberi Muhammed, bunları fakirlere dağıtmadığı, yanında bulundurduğu halde Rabbine kavuşacağını sanır değildir!” buyurdu.
Bu altı dinarın tamamını Ensar fakirlerinden beş ev halkına bölüştürdükten sonra : ” İşte şimdi rahatladım ! diyerek uyumuştur.
Gerçekten bu olay peygamberimizin vefat ettiği gün gerçekleşmiştir. Peygamber efendimiz eşine vermiş olduğu ve fakirlere dağıtmasını istediği 6 dinar parayı fakirlere dağıtmadan Rabbine kavuşmak istemiyordu.
Günümüzde nükleer savaşlardan daha korkunç bir savaş yaşanıyor. Bu dünyanın alışık olmadığı bir savaştır. Bu kapitalizmin insanları iliklerine kadar soyduğu dahada soymak istediği bir savaştır.
Bu savaş insanlığın geçmiş çağlarında bir kısmının bir kısmını köleleştirdiği savaşlardan daha acımasız bir savaştır. Daha fazla kan daha fazla göz yaşı var. Geçmiş çağların köleliklerinin sonunda özgür olma hürriyetini satın alma ihtimali vardı. Günümüzün modern köle tüccarları. Köleleştirdikleri insan kitlelerine böyle bir fırsat dahi vermemektedirler.
Corona biyolojik savaşı, küresel sermayenin insanı esaret altına alma daha fazla sömürme savaşıdır. İnsanları köleleştirdikleri yetmiyor onları cip vs takarak her anını kontrol altına almaya çalışıyorlar. Para el değiştiriyor, sermaye el değiştiriyor, şirketler el değiştiriyor. Siyonizm ve ulusal devletler savaşıyor. ABD Başkanı Tramp küreselciliğin sonunun geldiğini ilan etsede savaş kıran kırana devam ediyor.
Bugün insanlık şaşkınlık içerisinde bir taraftan canıyla uğraşıyor diğer taraftan işinin aşının elinden alındığını çaresizlik içerisinde seyrediyor.
Vahşi kapitalizm tüm acımasızlığı ile dişlerini göstermiştir. Kapitalizmin merkezi ABD de corona nedeniyle en fazla can kaybı verildiği bir dönemde şirketler kıyım yapıyor. İşçinin son ekmeğinide elinden almaya çalışıyor. Sadece bir örnek dahi bu acımasızlığı gözler önüne sermemize yetecektir.
ABD de dünyanın en zengin aileleri sıralamasında Amerikan marketler zinciri Wolmart’ ı yöneten Walton ailesinin serveti 190,5 milyar dolarla, birinci sıradadır. Bu şirket bugünlerde günde 100 milyon dolar para kazanırken yevmiyesine 15 dolar ücret verdiği işçilerini işten çıkarıyor. Dev şirketler işçi çıkarmada yarışıyor. ABD de milyonlarca insanın sigortası yoktur. Avrupa ve ABD de cenazeler orta kalmış sağlık ve sosyal siğorta sistemleri çökmüştür.
Medine de kurulan kısa süre içinde dünyanın iki süper gücünü ( Bizans ve Sasani imparatorluklarını) dize getiren ve dünyanın en güçlü devletinin başkanı olan peygamber efendimizin, hayata gözlerini yumduğu gün eşine fakirlere dağıtılmak üzere verdiği 6 dinar para için ne kadar telaşlandığını son kalan parayı da dağıttıktan sonra rahatlayarak ahirete intikal ettiğini bugün tekrar ibretle hayranlıkla hatırlıyoruz.

Yine biz, peygamberimizin arkadaşlarından Ebu Lübabe’nin bütün mal varlığını tasadduk etmek üzere peygamber efendimizin yanına geldiğinde, peygamber efendimizin bunu kabul etmeyerek onun mal varlığından sadece üçte birini sadaka olarak vermesini kalan kısmı evlatlarına bırakmasını söylediğini, hatırlıyoruz. Namaz ibadetinden sonra gelen zekat ibadetinin, sosyal sigorta vazifesi gördüğünü, müslümanların islam toplumlarında, zekat verecek insan bulmakta zorlandıklarını hatırlıyoruz.
İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinde ramazan ayını idrak ediyoruz. Mübarek günlerde yoksulları yetimleri açlık ve hastalıkla mücadele edenleri daha iyi anlıyoruz. Geride bir dinar dahi bırakmadan Rabbine kavuşmak isteyen çağının en büyük devletinin başkanı olan bir peygamberin ümmeti olarak hatırlıyoruz.
İnsanlık ve vahşi batı onu, bu pandemi sürecinde 1400 küsür sene önce dünyada ilk karantina uygulaması yapan bir peygamber olarak hatırladı.Onun temizlikle ilgili sözlerini karantina ile ilgili sözlerini New-york da Vaşigntonda avrupanın çok sayıda şehrinde ve dünyanın her tarafında dile getirerek afişler asarak hatırladılar. Pandemiden kurtulmak için umut ışığı olarak ondan istifade etmeye çalıştılar. Ama onun coronadan daha tehlikeli olan açlıkla yoksullukla ve faizle tefecilikle mücadelesi hiç bir zaman akıllarına gelmedi. Dünyayı terkederken ahirete intikal ettiği gün evinde bulunan fakirlere dağıtamadığı 6 dinar paranın onu ne kadar rahatsız ettiği hiç akıllarına gelmedi.
Dünyada yoksulluğun ortadan kaldırılması, kimsenin aklına gelmiyor.
İslam yoksulluğun ortadan kaldırilması için çok büyük mücadele veriyor. İslam, zekât müessesesi vasıtasıyla fakirlerin zenginin malındaki hakkının alınarak fakire verilmesi suretiyle sosyal adaleti sağlamak istiyor.
Bu konudaki rehberimiz, 6 dinar parayı dağıtmadan ahirete intikal etmekten endişelenen peygamber efendimizdir. Bu konuda, İmam Kastalani’nin “Peygamberler ulusu, Rabbü’l-âlemin’ in sevgilisi , geçmişteki ve gelecekteki kusurları bağışlanmış bulunan Peygamberimiz Aleyhisselam böyle yaparsa, üzerlerinde müslümanların kanları ve kendilerine haram olan mal hakları bulunduğu halde Allah’ a kavuşanların halleri nice olur, bir düşün!” diyrek korkuya kapılmasını da çok iyi anlıyoruz.

Bu mübarek günler bizim için bulunmaz bir fırsattır. Mallarımızdan fakirlerin hakkı olan zekâtlarımızı vermeliyiz . Yoksula verilecek sadakanın her türlü kaza ve belanın sigortası olduğunu, Allahü Teala ya yakınlaşmanın vesilesi olduğunu bilmeliyiz.
İçinde bulunduğumuz ramazan ayı ile ilgili Selman-ı Farisiden nakledilen bir hadis şöyledir:
خَطَبَنَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي آخِرِ يَوْمٍ مِنْ شَعْبَانَ فَقَالَ: أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ أَظَلَّكُمْ شَهْرٌ عَظِيمٌ، شَهْرٌ مُبَارَكٌ، شَهْرٌ فِيهِ لَيْلَةٌ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ، جَعَلَ اللَّهُ صِيَامَهُ فَرِيضَةً، وَقِيَامَ لَيْلِهِ تَطَوُّعًا، مَنْ تَقَرَّبَ فِيهِ بِخَصْلَةٍ مِنَ الْخَيْرِ، كَانَ كَمَنْ أَدَّى فَرِيضَةً فِيمَا سِوَاهُ، وَمَنْ أَدَّى فِيهِ فَرِيضَةً كَانَ كَمَنْ أَدَّى سَبْعِينَ فَرِيضَةً فِيمَا سِوَاهُ، وَهُوَ شَهْرُ الصَّبْرِ، وَالصَّبْرُ ثَوَابُهُ الْجَنَّةُ، وَشَهْرُ الْمُوَاسَاةِ، وَشَهْرٌ يَزْدَادُ فِيهِ رِزْقُ الْمُؤْمِنِ، مَنْ فَطَّرَ فِيهِ صَائِمًا كَانَ مَغْفِرَةً لِذُنُوبِهِ وَعِتْقَ رَقَبَتِهِ مِنَ النَّارِ، وَكَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ مِنْ غَيْرِ أَنْ يَنْتَقِصَ مِنْ أَجْرِهِ شَيْءٌ» ، قَالُوا: لَيْسَ كُلُّنَا نَجِدُ مَا يُفَطِّرُ الصَّائِمَ، فَقَالَ: يُعْطِي اللَّهُ هَذَا الثَّوَابَ مَنْ فَطَّرَ صَائِمًا عَلَى تَمْرَةٍ، أَوْ شَرْبَةِ مَاءٍ، أَوْ مَذْقَةِ لَبَنٍ، وَهُوَ شَهْرٌ أَوَّلُهُ رَحْمَةٌ، وَأَوْسَطُهُ مَغْفِرَةٌ، وَآخِرُهُ عِتْقٌ مِنَ النَّارِ، مَنْ خَفَّفَ عَنْ مَمْلُوكِهِ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ، وَأَعْتَقَهُ مِنَ النَّارِ، وَاسْتَكْثِرُوا فِيهِ مِنْ أَرْبَعِ خِصَالٍ: خَصْلَتَيْنِ تُرْضُونَ بِهِمَا رَبَّكُمْ، وَخَصْلَتَيْنِ لَا غِنًى بِكُمْ عَنْهُمَا، فَأَمَّا الْخَصْلَتَانِ اللَّتَانِ تُرْضُونَ بِهِمَا رَبَّكُمْ: فَشَهَادَةُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَتَسْتَغْفِرُونَهُ، وَأَمَّا اللَّتَانِ لَا غِنًى بِكُمْ عَنْهمَا: فَتُسْأَلُونَ اللَّهَ الْجَنَّةَ، وَتَعُوذُونَ بِهِ مِنَ النَّارِ، وَمَنْ أَشْبَعَ فِيهِ صَائِمًا سَقَاهُ اللَّهُ مِنْ حَوْضِي شَرْبَةً لَا يَظْمَأُ حَتَّى يَدْخُلَ الْجَنَّةَ
“Rasulullah aleyhissalatü vesselam Şaban ayının son günü bize hitap etti ve şöyle buyurdu:
– Ey insanlar! Size büyük bir ay belirmiştir. Bu ay, mübarek bir aydır. İçinde bin aydan daha hayırlı olan bir gecenin bulunduğu bir aydır. Allah ayda oruç tutmayı farz kıldı ve gecesini de nafile ibadetlerle değerlendirmenizi istemiştir.
Kim bu ayda hayırlı bir hasletle / özellikle Allah’a yaklaşırsa (o hasleti vesile kılarsa), bu ayın dışında farzı yerine getiren kişi gibi olur. Kim bu ayda bir farzı yerine getirirse, bu ayın dışında yetmiş farzı yerine getirmiş kimse gibi olur.
Bu ay sabır ayıdır. Sabrın sevabı ise, cennettir. Bu ay, hayır ve iyilik ayıdır, müminin rızkının arttığı bir aydır.
Kim bu ayda bir oruçluyu iftar ettirirse, bu onun günahlarının affına, cehennem ateşinden kurtuluşuna vesile olur ve oruçlunun sevabında hiçbir azalma olmaksızın aynısı onun için de olur.
(Sahabiler) dediler ki:
– Hepimiz oruçluya iftar ettirecek bir şeyler bulamayabiliriz?
Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdu ki:
– Allah, bu sevabı, oruçluyu bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt ile iftar ettiren kimse için de verecektir.
Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur.
Kim kölesinin / hizmetçisinin yükünü hafifletirse, Allah da onu cehennemden azat eder.
Bu ayda dört hasleti çoğaltın: Bunlardan iki tanesiyle Rabbinizi razı edersiniz, iki tanesine de ihtiyacınız vardır.
Rabbinizi razı edeceğiniz iki haslet: Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik etmeniz ve ondan af dilemeniz (istiğfar etmeniz)dir.
Hep muhtaç olduğunuz iki haslet ise, Allah’tan cenneti istersiniz ve cehennemden O’na sığınırsınız.
Kim bu ayda bir oruçluyu doyurursa, Allah da ona benim havzımdan bir yudum içirir ki, artık o, cennete girinceye kadar bir daha susamaz.” (bk. İbn-i Huzeyme, Sahih; Beyhaki, Şuabu’l-İman, 5/223; es-Saati, el-Fethu’r-Rabbânî, 9/233; el-Hindi, Kenzu’l-Ummal, 8/477)

İlahiyatçı ve Hukukçu Av Necmi ÖZEN

Sevgili Ziyaretçilerimiz, CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN PARA, PARA, PARA, ZEKÂT VE İSLAM başlıklı yazımızı okudunuz. Bu içerik sizlere yeterli değilse, iletişim sayfamızdan bizlere ulaşarak detaylı bilgi alabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir